Hiç unutamadığım anılarımdan biridir, hatta çocukluğumun klişe yaşam tarzının en basit tezahürlerinden biridir. Şimdi çocuklarıma da anlatıyorum, başım sıkıştığında..
Hadise şundan ibaret;
70’li yılların küsuratları.. Okuldan gelince birinci vazife ödevler yapılacak, ders çalışılacak.. Sonra evde yapılabilecek ne iş varsa, gücümüze göre, onlar yapılacak, sonra belki sokağa çıkılıp oyun oynanacak, çocuklaşılacak, çocukluk yaşanmaya çalışılacak. Zor meslek birader, çocukluğun tarifi var ama, tarifine uygun yaşayacak, çocukluk pastasını yapacak usta yok. Sebep ne? Malzeme yok..
Nedir efendim malzeme? Bir çocuğun, çocukluğunu yaşaması için gereken malzeme ne olabilir? Tahmin ettiğiniz gibi, toptur, topaçtır, uçurtmadır, atlanacak iptir, tornettir, çelik ve arkadaşı çomaktır, v.s.
Büyük aşçıların yemek tarifi gibi oldu değil mi? Devam edelim bakalım ne çıkacak ortaya.
Topaç yemeğinin tarifine gelince:
1-“GUMMİ” marka ipliğin tahta makarası.
Yaşı 40 civarı olan ve biraz ev işleri ve ev materyalleriyle azcık haşır neşir olmuş olanlar bilir.. “GUMMİ” marka, makara ipleri vardı o zamanlar. Üzerlerinde tüfek resmi olurdu, av tüfeği.
Bu makaralar tahtadan mamüldüler ve konik, geniş başları vardı. Hatırlarsınız canım.
Dikiş makinesi veya başka amaçlar için, her makara gibi ortadan deliktiler.
2- Boynuzdan yapılma saplı, çakı.
Eskilerin, dedelerimizin, babalarımızın, özellikle köy yerlerinde yaşayanlarının hepsinin yelek ya da pantolon arka cebinde taşıdığı, muhtelif sert kayalara veya başka metallere sürtülerek keskinleştirilen, dönemin erkeklerinin olmazsa olmaz aksesuarı.
3- Kurşun kalem.
Burada marka önemli değil. Zaten o devirde pek te marka düşkünlüğü yapılacak bir ortam yok. Yeter ki kurşun kalem olsun.
4- Kilim ya da halının kapladığı alanın dışında, karo, fayans, adı ne ise, yeter ki düz olan bir zemin.
Biraz uzattım mevzuyu ama, anlaşılması açısından iyi olacak..Malzemelerimiz bunlar.
Gelelim topaç yemeğinin yapılışına.
Efendim “GUMMİ” marka iplik makarası alınır, konik baş kısmı, boynuz saplı çakıyla kesilir.
Boynuz saplı çakıyla ucu her seferinde açılmış kurşun kalem (kalemtraş fazla talaş çıkarıp, kalemi çabuk tükettiği için, daha ekonomik olsun diye boynuz saplı çakı kullanırdık biz, kaldı ki, ilkokula gittiğimiz o dönemde minicik ellerimize sığabilsin diye, başka kalemlerin kapakları tepeden sokulur, kurşun kalemin boyu uzatılırdı, öyle hemencecik çöpe atılmazdı) makaranın deliğinden geçirilir. Uç kısmı sivri olduğundan, topacın kabarası vazifesi görür, hatta kabaradan daha az sürtünme yarattığından, daha uzun süre döner. Bir de evin zemini karo v.b. malzemeyse ve halıdan taşan birkaç karoluk boş oynama alanı varsa, kalemin ucu baş ve orta parmak arasında sıkılır, döndürülerek karonun üzerine atılır, isabetli bir atış olduysa, hayal dünyanız onunla beraber dönmeye başlar..
Topaç yemeğimiz hazır artık, döndür döndür dur. Bu ev yapımı yemek tarifi tabi.
Bir de bu yemeğin çarşı versiyonu var, hazır alınanı. Ederi o zamanlar ya 50 kuruş, ya da 1 lira..
Rengarenk bakkalda satılıyor, kimisinin tepesinde parlak tenekeden süsü var, kimisi kendine has albenili renklerle boyanmış ama tenekesiz. Pazar yerinden, domates kasalarından bir kulaçtan daha az burulmuş pamuk ipliği alıyorsun, ya da en etkili çevirgeç olan beyaz don lastiği. Ucuna bir halka düğümü atıp orta parmağına geçiriyorsun, mahallede topacı dik atıp döndürenler ya da ters atıp düz döndürenler liginde yarışıyorsun.
İsterdim ki, yemeği bir gün de lokantadan, çarşıdan yiyeyim.

Varı yoğu bilen bir kuşaksınız. Küçük şeylerle mutlu olabilen...
YanıtlaSilBuruk ve hüzünlü bir anıymış hafızalarında kalan. Çocukluğunun şartları yemene engel olsada, çocuklarına herşeyin en iyisi ve en güzeline ulaşmaları için zemin hazırlıyorsun biliyorum.